
İsrafı Önlemek Hepimizin Sorumluluğu
Türkiye’de artan gıda fiyatları ve aile bütçeleri üzerindeki ekonomik baskı, alışveriş alışkanlıklarının da yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor.
Türkiye’de artan gıda fiyatları ve aile bütçeleri üzerindeki ekonomik baskı, alışveriş alışkanlıklarının da yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor. Özellikle pazar ve manav alışverişlerinde ihtiyaçtan fazlasını satın almak yerine ihtiyaç kadar meyve ve sebze almak, hem aile bütçesine hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor.
Ancak toplumda zaman zaman “Bir kilo yerine birkaç tane almak”, “Yarım kilo istemek” ya da “Bir-iki adet almak” konusunda gereksiz bir çekingenlik yaşanabiliyor.
Oysa ihtiyacı kadar ürün almak ne ayıptır ne de küçümsenecek bir davranıştır. Tam tersine, bilinçli tüketimin en önemli göstergelerinden biridir.
Birkaç liralık israfın arkasında büyük bir kaynak kaybı var
Evlerde ihtiyaçtan fazla alınan meyve ve sebzelerin önemli bir bölümü zamanında tüketilemeden bozuluyor. Çöpe giden yalnızca birkaç domates, birkaç elma ya da bir miktar yeşillik değil.
O ürünün yetiştirilmesi için kullanılan su, toprak, gübre, enerji, tarımsal emek, mazot, ambalaj ve taşıma maliyetleri de boşa gidiyor.
Özellikle su kaynaklarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, çöpe atılan her gıdanın arkasında aslında görünmeyen bir su ve emek israfı bulunuyor.
Bu nedenle pazarda veya manavda “Bana iki tane domates”, “Üç tane elma”, “250 gram fasulye”, “Yarım kilo biber” demek utanılacak bir durum değil.
Aksine bu yaklaşım, ne kadar tüketiyorsak o kadar satın alma kültürünün yerleşmesine katkı sağlıyor.
“Bir kilo alayım, kalırsa yerim” yerine “Tüketeceğim kadar alayım”
Gıda alışverişinde en sık yapılan hatalardan biri, ürünlerin fiyatının uygun olduğu düşüncesiyle ihtiyaçtan fazla satın almak.
Özellikle meyve ve sebzelerde bu durum daha büyük bir israfa dönüşebiliyor. Çünkü birçok ürün kısa sürede tazeliğini kaybediyor.
Bu nedenle alışveriş öncesinde evdeki mevcut ürünlerin kontrol edilmesi, kaç kişinin ne kadar tüketeceğinin düşünülmesi ve buna göre alışveriş yapılması gerekiyor.
Az almak cimrilik değil, israfı önlemektir.
Bugün bir aile, bir haftada tüketebileceği kadar ürün satın alarak hem bütçesini koruyabilir hem de çöpe giden gıda miktarını azaltabilir.
Bir domatesin arkasında bile su var
Meyve ve sebzelerin üretiminde büyük miktarlarda su kullanılıyor. Dolayısıyla sofraya gelen bir ürünün çöpe gitmesi, yalnızca satın alınan paranın kaybedilmesi anlamına gelmiyor.
Üretimde kullanılan suyun yanı sıra tarım arazisinin, çiftçinin emeğinin, traktörün yakıtının, ürünün taşınmasının ve pazara ulaşmasının oluşturduğu maliyet de boşa çıkıyor.
Bu nedenle gıda israfını azaltmak aynı zamanda doğal kaynakları korumaktır.
Tüketici olarak yapabileceğimiz en basit adımlardan biri ise çok kolay:
İhtiyacımız kadar satın almak.
Meyve ve sebzeyi doğru muhafaza etmek de israfı azaltıyor
Gıdanın bozulmasını önlemek için satın alma kadar muhafaza yöntemi de büyük önem taşıyor.
Her meyve ve sebzeyi buzdolabına koymak doğru olmadığı gibi, bütün ürünleri oda sıcaklığında bırakmak da doğru değil.
Genel olarak;
- Domates, lezzet ve dokusunu koruması açısından doğrudan güneş almayan serin bir yerde tutulabilir. Çok olgunlaşmış domatesler ise buzdolabında muhafaza edilebilir.
- Patates, karanlık, kuru ve serin bir ortamda saklanmalı; buzdolabında tutulmamalıdır.
- Soğan ve sarımsak, kuru ve hava alan ortamlarda muhafaza edilmelidir.
- Yeşillikler, mümkün olduğunca kuru tutulmalı ve buzdolabında uygun bir kap veya poşet içerisinde saklanmalıdır.
- Çilek, böğürtlen gibi hassas meyveler, tüketileceği zamana yakın yıkanmalı ve ezilmelerini önleyecek şekilde saklanmalıdır.
- Elma, armut ve benzeri meyveler, uygun koşullarda buzdolabında daha uzun süre dayanabilir.
- Muz, buzdolabında saklandığında kabuğu kararabileceği için genellikle oda sıcaklığında muhafaza edilir.
- Kesilmiş meyve ve sebzeler ise mutlaka uygun şekilde kapatılarak buzdolabında saklanmalı ve mümkün olan en kısa sürede tüketilmelidir.
Burada önemli olan nokta, her ürünün aynı koşullarda saklanamayacağını bilmek ve ürünün türüne göre hareket etmektir.
Pazar alışverişinde yeni kültür: “İhtiyacım kadar”
Gıda israfının önüne geçebilmek için toplum olarak alışveriş kültürümüzü de değiştirmemiz gerekiyor.
Eskiden “Az alırsam ayıp olur” düşüncesiyle hareket etmek yerine bugün “Tüketmeyeceğim ürünü neden satın alayım?” sorusunu sormanın zamanı.
Bir kişi yalnız yaşıyorsa birkaç kilogram sebze almak zorunda değil.
İki kişilik bir aile, bir haftada tüketemeyeceği kadar meyve almak zorunda değil.
Çocuklu bir aile ise alışverişini çocukların ve yetişkinlerin gerçek tüketim miktarına göre planlayabilir.
Pazarcının veya manavın karşısında “Bana 300 gram verir misiniz?” demek de “Bir kilo verir misiniz?” demek kadar normal olmalı.
Çünkü amaç daha fazla satın almak değil, satın alınan ürünü çöpe atmadan tüketebilmek.
İsrafı önlemek geleceğe yatırım yapmak demek
Bugün çöpe attığımız her meyve ve sebze, yalnızca bugünün kaybı değil; geleceğin kaynakları açısından da bir kayıp.
Daha az israf;
daha az çöp,
daha az kaynak tüketimi,
daha az gereksiz harcama,
daha bilinçli tüketim ve
daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına geliyor.
Bu nedenle vatandaşlara düşen görev aslında oldukça basit:
Alışverişe çıkmadan önce evde ne olduğunu kontrol etmek, liste yapmak, ihtiyacı kadar almak ve satın alınan ürünleri doğru koşullarda muhafaza etmek.
Pazarda bir tane meyve veya birkaç yüz gram sebze almak utanılacak değil, örnek alınması gereken bilinçli bir tüketici davranışıdır.
Çünkü israf edilmeyen her ürün; çiftçinin emeğine, aile bütçesine, ülke ekonomisine ve geleceğin doğal kaynaklarına verilen küçük ama önemli bir destektir.
Unutmayalım: Soframıza gelen her lokmanın bir emeği, bir maliyeti ve bir kaynağı var. İhtiyacımız kadar almak ise hem kendimize hem de geleceğe karşı sorumluluğumuzdur.
Haberi Paylaş
İlgili Haberler

Gölhisar’da Kavşakta Kaza: İki Otomobil Çarpıştı.
Burdur’un Gölhisar ilçesinde kavşakta iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi yaralandı.

Burdur Ticaret Borsası’nda Mehmet Varol’dan ilk mesaj: “Şimdi birlik zamanı”
Burdur Ticaret Borsası seçimlerinde mavi listenin adayı olarak yarışan Mehmet Varol, seçim sonuçlarının ardından ilk mesajını verdi. Varol, seçim sürecinin geride kaldığını belirterek bundan sonraki süreçte birlik ve beraberlik içerisinde çalışacaklarını vurguladı.

Burdur Ticaret Borsası’nda Seçim Sonucu Belli Oldu: Mehmet Varol Kazandı
Burdur Ticaret Borsası’nda Mavi ve Beyaz listeler arasında gerçekleşen seçim yarışında sonuçlar belli oldu.

Burdur TSO seçiminde 11. Gurupta kazanan Ömer Semerci oldu.
Burdur Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BUTSO) başkanlık seçimi heyecanı sona erdi. Mavi Liste’nin Başkan Adayı Ömer Semerci ile Kırmızı Liste’nin Başkan Adayı Osman Kurt arasında geçen seçimde 142 oy kullanıldı.

Burdur Otogarı’nda Korsan Taksi Şoku! Cezaevinden Aldığı 3 Kişiyle Yakalandı
Burdur’da korsan taşımacılık yaptığı öne sürülen otomobil, şehirlerarası otobüs terminalinde polis ekiplerinin müdahalesiyle durduruldu. Cezaevinden aldığı 3 kişiyi otogara getiren sürücüye ve araç sahibine ayrı ayrı 11 bin 629 TL ceza kesildi.

Gölhisar’da Çatı Yangını! Başkan Sertbaş Ekiplerin Sevkini Bizzat Yönetti.
Burdur’un Gölhisar ilçesinde Cumhuriyet Caddesi, Halk Bankası karşısındaki bir evin çatı katında çıkan yangın paniğe neden oldu. Yangının ardından olay yerine gelen Gölhisar Belediye Başkanı İbrahim Sertbaş, itfaiye ekiplerinin sevk ve koordinasyonunu bizzat sağladı.