İçeriğe geç
Serkan Şimşek
Genel Yayın Yönetmeni
Serkan Şimşek

Sokağın sesi tüm planların üzerinde !

2 Eylül 2026 6 dk okuma 513

Burdur’da son günlerde yaşananlara yalnızca “İl Özel İdaresi tartışması” diye bakmak, bana göre meselenin asıl tarafını ıskalamak olur.

Burdur’da son günlerde yaşananlara yalnızca “İl Özel İdaresi tartışması” diye bakmak, bana göre meselenin asıl tarafını ıskalamak olur.

Çünkü siyaset bazen söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle de mesaj verir.

Hele ki arka arkaya gelen ziyaretleri, fotoğrafları, açıklamaları ve siyasi temasları yan yana koyduğunuzda ortaya ilginç bir tablo çıkıyorsa…

İnsan ister istemez soruyor:

Burdur’da ne oluyor?

Son günlerde AK Parti Burdur Milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz’ın İl Özel İdaresi üzerinden yaptığı çıkış, tartışmanın fitilini ateşledi.

Korkmaz’ın “Burdur İl Özel İdaresi kayyumla yönetilemez” sözleri, meseleyi sıradan bir idari işleyiş tartışmasının dışına taşıdı. Üstelik söylemin tonu, bunun yalnızca bürokratik bir anlaşmazlık olmadığını düşündüren bir siyasi tartışmaya dönüştü.

Peki bu çıkışın ardından ne oldu?

İşte tam burada Burdur siyasetinin fotoğrafı değişmeye başladı.

MUHTARLARIN ZİYARETİ NEDEN DİKKAT ÇEKTİ?

Merkez köy muhtarlarının toplu şekilde Vali Tülay Baydar Bilgihan’ı ziyaret ederek köylere yapılan hizmetler ve yatırımlar nedeniyle teşekkür etmesi, zamanlama açısından dikkat çekiciydi.

Elbette bir muhtarın hizmet nedeniyle valiye teşekkür etmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Fakat siyasetin hararetlendiği bir dönemde gerçekleşen toplu bir teşekkür ziyareti, ister istemez farklı okunuyor.

Çünkü İl Özel İdaresi denildiğinde akla ilk gelen kesimlerden biri köylerdir.

Yol, su, altyapı, kanalizasyon, tarımsal hizmetler, köylerin ihtiyaçları…

Dolayısıyla köy muhtarlarının “hizmetlerden memnunuz” mesajı, tartışmanın tam merkezindeki alana dokunuyor.

Bu ziyaretin ardından şu soru ortaya çıkıyor:

İl Özel İdaresi üzerinden yürütülen tartışmanın sahadaki karşılığı gerçekten ne?

Siyasetçilerin söyledikleri mi?

Yoksa hizmet alan köylünün, muhtarın, vatandaşın gördüğü tablo mu?

SONRA İL BAŞKANI GELİYOR…

Muhtarların ziyaretinin ardından AK Parti Burdur İl Başkanı Mustafa Özboyacı’nın Vali Bilgihan’ı ziyaret etmesi de dikkatlerden kaçmadı.

Bunun hemen ardından Ankara’da İçişleri Bakanlığı düzeyindeki temasların gündeme gelmesi ise siyasi kulislerdeki hareketliliği daha da artırdı.

Burada önemli olan şu:

Bütün bu temasların birbirinin devamı olduğu sonucuna varmak mümkün değil.

Ancak zamanlama, siyaset gazeteciliğinde her zaman önemli bir ayrıntıdır.

Ve Burdur’da son günlerde zamanlamalar oldukça dikkat çekici.

Bir tarafta İl Özel İdaresi üzerinden sert açıklamalar…

Diğer tarafta Vali Hanım'a yapılan ziyaretler…

Ankara temasları…

İl Genel Meclisi'ndeki farklı siyasi grupların Vali Bilgihan ile görüşmeleri…

Ve sosyal medyada geçmişten bugüne Vali Bilgihan ile çekilmiş fotoğrafların yeniden dolaşıma sokulması…

Bütün bunlar tesadüf olabilir.

Ama siyasette bazen tesadüflerin bile bir dili vardır.

FOTOĞRAFLAR NEDEN YENİDEN PAYLAŞILIYOR?

Bence son günlerin en ilginç ayrıntılarından biri de bu.

Kamuoyunda Vali Bilgihan ile daha önce çekilmiş fotoğrafların yeniden paylaşılmaya başlanması…

Bu, doğrudan bir açıklama değildir.

Ama siyasette her açıklama kürsüden yapılmaz.

Bazen bir fotoğraf;

“Biz buradayız.”

“Bizim ilişkimiz normal.”

“Biz bu makamla çalışıyoruz.”

“Bizim bir problemimiz yok.”

mesajı verebilir.

Elbette bu fotoğrafların her birine böyle bir anlam yüklemek doğru olmaz.

Ama aynı dönemde çok sayıda benzer görüntünün ortaya çıkması, Burdur kamuoyunun dikkatini çekiyorsa, bunu da görmezden gelmemek gerekir.

ASIL MESELE: KAMU PERSONELİ NE DÜŞÜNÜYOR?

Burdur’da kulislerde konuşulan bir başka konu ise daha önemli.

İddialara göre bazı kamu çalışanları ve bürokratlar, Vali Tülay Baydar Bilgihan’ın çalışma tarzından ve kamu hizmetlerine yaklaşımından memnun.

Fakat…

Bunu açıkça söylemekten çekiniyorlar.

Neden?

Çünkü siyasetin gölgesinde kalan bürokratın en büyük korkusu, yarın nerede duracağının bilinmemesidir.

Bugün “doğru” dediğiniz bir şey, yarın başka bir siyasi dengede “yanlış” olarak karşınıza çıkabilir.

Bu nedenle kamu çalışanının sessiz kalması, her zaman memnuniyetsizlik anlamına gelmez.

Bazen sessizlik;

“Ben işimi yapayım, siyasetin içine girmeyeyim.”

demektir.

İşte burada çok önemli bir ayrım var.

Bir vali hakkında kamu çalışanlarının alkışlamaması, onun başarısız olduğu anlamına gelmez.

Aynı şekilde kamu çalışanlarının sessizliği de onun başarılı olduğunun kanıtı değildir.

Bunun cevabı ancak somut hizmet performansında aranabilir.

VALİ BİLGİHAN’IN SAHA FOTOĞRAFI

Tartışmanın bir başka tarafı da burada ortaya çıkıyor.

Valilik kaynaklarına bakıldığında Vali Tülay Baydar Bilgihan’ın son dönemde köy ziyaretlerinden esnaf ziyaretlerine, halk günlerinden devam eden yatırımların incelemesine kadar yoğun bir saha programı yürüttüğü görülüyor.

Bu tablo bize en azından şunu söylüyor:

Valilik makamı sahada.

Peki bu saha çalışmasının siyasi tartışmayla ilişkisi var mı?

İşte bunu zaman gösterecek.

BURDUR’DA KİMSE ŞUNU UNUTMAMALI

İl Özel İdaresi siyasi partilerin değil, Burdur halkının kurumudur.

Valilik siyasi bir makam değil, devletin ildeki temsil makamıdır.

Milletvekilleri ise milletin iradesiyle seçilmiş siyasi aktörlerdir.

İl Genel Meclisi de yine seçilmişlerden oluşan demokratik bir organdır.

Dolayısıyla bu yapıların birbirleriyle rekabet etmesi değil, Burdur için birlikte çalışması gerekir.

Milletvekili valiyi denetlemeye çalışıyor görüntüsü…

Vali milletvekiline karşı duruyor görüntüsü…

İl Genel Meclisi taraf oluyor görüntüsü…

Bürokratlar taraf seçmek zorunda kalıyor görüntüsü…

Bunların hiçbiri Burdur'a fayda sağlamaz.

Çünkü bu kavganın faturası siyasetçilere değil, en sonunda vatandaşa çıkar.

PEKİ BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Bence Burdur kamuoyunun önümüzdeki günlerde izlemesi gereken üç başlık var.

Birincisi, İl Özel İdaresi'ndeki yönetim ve karar alma süreçleriyle ilgili somut olarak ne söylenecek?

İkincisi, Ankara'daki temasların Burdur'a ve İl Özel İdaresi'ne yansıması ne olacak?

Üçüncüsü ise siyasetin bütün bu tartışmaların sonunda Vali Tülay Baydar Bilgihan ile nasıl bir çalışma modeli kuracağı.

Çünkü bugün fotoğraf çektirmek kolay.

Zor olan aynı masada oturup Burdur'un sorunlarını çözmek.

BİR DE SOKAĞIN SESİ VAR…

Burdur’da kulislerde konuşulanların ötesinde, bir de sokağın ve vatandaşın verdiği mesaj var.

Son dönemde Vali Tülay Baydar Bilgihan’ın sahadaki çalışmaları, köy ziyaretleri, vatandaşlarla temasları ve kamu hizmetlerine yönelik yaklaşımı konusunda Burdur halkından gelen geri dönüşlerin önemli ölçüde olumlu olduğu görülüyor.

Üstelik bu memnuniyet yalnızca kapalı kapılar ardında dile getirilen bir kanaat değil.

Vatandaş bunu açıkça söylüyor.

Köy muhtarlarının toplu şekilde teşekkür ziyaretinde bulunması da bunun en somut örneklerinden biri.

Vatandaşın, muhtarın, esnafın ve farklı kesimlerin Vali Hanım'ın çalışmalarını olumlu değerlendirmesi, siyasetin merkezinde yaşanan tartışmadan bağımsız olarak ayrı bir gerçeklik ortaya koyuyor.

Burada dikkat çekici olan şu:

Siyaset cephesinde İl Özel İdaresi üzerinden tartışmalar sürerken, sahadan gelen mesajların önemli bir bölümünde “hizmet devam ediyor, çalışmalar yapılıyor ve Vali Hanım görevini sahada sürdürüyor” değerlendirmesi öne çıkıyor.

Yani ortada susan bir halk tablosu yok.

Tam tersine…

Burdur halkı memnuniyetini yüksek sesle dile getirebiliyor.

Belki de bugün tartışmanın en önemli tarafı tam da burası.

Siyasetin kendi içerisinde yaşadığı görüş ayrılıkları başka bir mesele.

Vatandaşın devletin ildeki temsilcisi olarak gördüğü Vali'yle ilgili kanaati ise başka bir mesele.

Ve bu iki tablo birbirinden ayrıldığında, Burdur'da yaşananların gerçek fotoğrafı çok daha net ortaya çıkıyor.

Çünkü nihayetinde makamlar gelip geçici, siyasi tartışmalar dönemsel olabilir.

Ama vatandaşın hizmete ilişkin değerlendirmesi, sahada yaşananların en güçlü göstergelerinden biridir.

Burdur'un verdiği mesaj ise şu an için oldukça net:

“Kim ne tartışırsa tartışsın, biz yapılan işe bakıyoruz.”

SON SÖZ

Bugün Burdur'da yaşanan tartışmayı yalnızca “Adem Korkmaz – Vali Tülay Baydar Bilgihan” meselesine indirgemek bana göre yanlış.

Mesele daha büyük.

Bu tartışma bize aslında şu soruyu soruyor:

Burdur'da devlet yönetimi ile siyaset arasındaki sınır nerede başlamalı, nerede bitmeli?

Milletvekilleri elbette görüşlerini söyleyecek.

Vali elbette devlet adına görevini yapacak.

İl Genel Meclisi elbette seçilmiş iradeyi temsil edecek.

Muhtarlar elbette köylerinin hakkını savunacak.

Bürokratlar da elbette kanun ve mevzuat çerçevesinde görevlerini sürdürecek.

Ama bütün bu aktörlerin üzerinde tek bir ortak payda var:

Burdur.

O yüzden önümüzdeki günlerde asıl bakmamız gereken şey kimin kimi ziyaret ettiği değil…

Kimin kiminle fotoğraf çektirdiği değil…

Kimin hangi kuliste ne söylediği de değil…

Burdur için kim ne üretiyor?

İl Özel İdaresi daha mı iyi çalışıyor?

Köylere daha mı fazla hizmet gidiyor?

Yatırımlar hızlanıyor mu?

Bürokrasi daha mı etkin hale geliyor?

Ve en önemlisi…

Burdur'un insanı kendisini daha fazla devletin yanında hissediyor mu?

Cevaplar burada.

Çünkü siyasetin gürültüsü geçer.

Fotoğraflar unutulur.

Kulisler dağılır.

Ama yapılan hizmet kalır.

Burdur'un gerçek karnesi de tam olarak budur.


Serkan Şimşek

Serkan Şimşek

Genel Yayın Yönetmeni

Haberi Paylaş

Serkan Şimşek — diğer yazıları