
MAKÜ’nün bilim koleji projesi siyasi ve kişisel hesaplara kurban edilmemeli.
BURDUR’UN GELECEĞİNE KİMSE SET ÇEKMEMELİ!
Bir şehrin geleceği, yalnızca bugün yapılan yatırımlarla değil, yarın çocuklarına sunacağı eğitim imkânlarıyla da şekillenir. Burdur’un gelişmesini, ticaretinin büyümesini, sanayisinin güçlenmesini ve gençlerinin geleceğe umutla bakmasını istiyorsak, eğitime yapılacak yatırımları da bu hedefin ayrılmaz bir parçası olarak görmek zorundayız.
Gazeteci Ali Arıkanoğlu’nun eski cezaevi alanına yapılması gündeme gelen bilim kolejiyle ilgili kaleme aldığı yazı, tam da bu açıdan üzerinde durulması gereken önemli bir konuyu gündeme taşıyor. Burdur’a kazandırılması planlanan bir eğitim yatırımı neden hâlâ tartışmaların gölgesinde kalıyor? Daha da önemlisi, bu projenin hayata geçirilmesi için çaba gösterilmesi gerekirken, gerçekleşmemesi yönünde kulis yapıldığı iddiaları doğruysa, bunun gerekçesi nedir?
Bu soruların cevabı, yalnızca bir eğitim projesinin geleceği açısından değil, Burdur’un gelişim anlayışı bakımından da önem taşıyor.
BURDUR’UN ÖNÜNÜ AÇMASI GEREKENLER, ÖNÜNDE ENGEL OLMAMALI
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi gibi bir bilim kurumunun öncülüğünde gündeme gelen bir eğitim projesi, daha ilk aşamadan itibaren siyasi çekişmelerin konusu hâline getirilmemelidir. Elbette her projenin hukuki boyutu, uygulanabilirliği, ekonomik koşulları ve kamu yararı değerlendirilmelidir. Hiçbir yatırım eleştiriden muaf değildir.
Ancak burada temel bir ayrım var: Bir projenin eksiklerini ortaya koymak başka, projenin gerçekleşmemesi için çaba göstermek başkadır.
Eğer bilim koleji projesiyle ilgili hukuki, idari veya teknik sorunlar varsa bunlar açıkça ortaya konulmalı, çözüm yolları aranmalıdır. Fakat projenin hayata geçirilmemesi yönünde kulis yapıldığı ve çeşitli platformlarda bu yönde görüşler dile getirildiği iddiaları söz konusuysa, bu tutumun gerekçeleri de kamuoyuna açıklanmalıdır.
Çünkü Burdur’un geleceğini ilgilendiren bir yatırım hakkında karar verilirken kişisel hesapların, siyasi rekabetin veya kurumsal çekişmelerin değil, şehrin ortak menfaatlerinin belirleyici olması gerekir.
TİCARETİN VE SANAYİNİN TEMSİLCİLERİNE ÖNEMLİ SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Burdur’un ticaretine ve sanayisine yön veren, iş dünyasını temsil eden kurumların başında görev yapan isimlerin sorumluluğu yalnızca mevcut ekonomik faaliyetleri korumak değildir. Aynı zamanda şehrin geleceğini ilgilendiren yatırımların önünü açmak, yeni fırsatların oluşmasına katkı sağlamak ve Burdur’un gelişimine destek olmaktır.
Bu nedenle söz konusu kurumlarda görev yapanların, bilim koleji projesinin gerçekleşmemesi yönünde bir tutum sergiledikleri iddiaları varsa, bu konuya açıklık getirmeleri gerekir.
Burdur’un ticaretini büyütmek istiyorsak eğitimli insan kaynağına, nitelikli eğitime ve gençlerin kendilerini geliştirebilecekleri imkânlara da ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız. Eğitim ile ekonomi birbirinden bağımsız iki alan değildir. Güçlü bir eğitim altyapısı, uzun vadede şehrin üretimine, istihdamına, girişimciliğine ve ekonomik rekabet gücüne de katkı sağlayabilir.
Dolayısıyla Burdur’un ekonomik geleceğini temsil eden kurumların, kentin eğitim yatırımlarına mesafeli durmak yerine bu projelerin nasıl hayata geçirilebileceği konusunda katkı sunması beklenir.
Şehrin geleceğine yön verenler, geleceğe yapılacak yatırımların önünü kapatan değil, önünü açan bir anlayışla hareket etmelidir.
BİR PROJEYE KARŞI ÇIKMAK KOLAY, ÇÖZÜM ÜRETMEK ZORDUR
Burdur’da artık şu anlayışı geride bırakmalıyız: Bir proje gündeme geldiğinde kimin yaptığına, hangi kurumun öncülük ettiğine veya kimin bundan siyasi ya da kurumsal anlamda kazanç sağlayacağına bakmak…
Öncelikle sorulması gereken soru şudur: Bu proje Burdur’a ne kazandıracak?
Eğer kazandıracağı faydalar varsa bunlar nasıl artırılabilir? Eksiklikleri bulunuyorsa nasıl giderilebilir? Hukuki veya idari engeller mevcutsa bunlar nasıl aşılabilir?
İşte sorumlu siyaset, sorumlu yöneticilik ve gerçek anlamda şehir aidiyeti tam da burada başlar.
Burdur’un ihtiyacı, projelerin arkasında kimin bulunduğuna göre saf tutmak değil, şehrin yararına olan işlerin gerçekleşmesi için ortak akıl geliştirmektir. Bir yatırımın başka bir kurumun girişimi olması, onun desteklenmemesi için gerekçe oluşturamaz. Aksine, şehre katkı sağlayacak her girişim ortak bir başarı olarak görülmelidir.
Bu nedenle bilim koleji projesinin gerçekleşmemesi yönünde kulis yapıldığı iddiaları doğruysa, bu tutumdan derhâl vazgeçilmeli; projeyle ilgili tüm çekinceler açıkça dile getirilerek çözüm için sorumluluk alınmalıdır.
BURDUR KAYBEDECEKSE KİM KAZANACAK?
Asıl mesele budur.
Bir eğitim yatırımı gerçekleşmezse bunun bedelini yalnızca projeyi hazırlayan kurum ödemez. Bu durum, şehrin değerlendiremediği bir fırsata, gençlerin yararlanamayacağı bir imkâna ve Burdur’un geleceği açısından kaçırılmış bir potansiyele dönüşebilir.
Elbette projenin bütün ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmalı, kararlar şeffaf biçimde alınmalı ve kamu yararı titizlikle gözetilmelidir. Ancak bütün bunlar yapılırken projenin önünü açmak yerine ilerlemesini zorlaştıran bir yaklaşım benimsenmemelidir.
Burdur’un gelişmesini isteyen herkesin, özellikle de siyasetçilerin, meslek kuruluşlarının ve ekonomik karar mekanizmalarında görev yapanların kendilerine şu soruyu sorması gerekir:
Bu şehir için gerçekten ne yapıyoruz? Yeni yatırımların önünü mü açıyoruz, yoksa farklı gerekçelerle fırsatların kaçırılmasına mı seyirci kalıyoruz?
Burdur’un artık kaybedecek zamanı yok. Eğitimden sağlığa, ticaretten sanayiye kadar her alanda ortak akla, iş birliğine ve çözüm odaklı bir yaklaşıma ihtiyacımız var.
SON SÖZ: BURDUR’UN GELECEĞİ KİŞİSEL HESAPLARDAN BÜYÜKTÜR
MAKÜ’nün öncülüğünde gündeme gelen bilim koleji projesi, tüm yönleriyle değerlendirilmeli ve varsa sorunları çözülmelidir. Bu projeyle ilgili itirazı olanlar gerekçelerini açıkça ortaya koymalı; projeyi destekleyenler de hukuki ve idari süreçlerin sağlıklı biçimde ilerlemesi için çaba göstermelidir.
Ancak Burdur’un gelişimine katkı sunabilecek bir yatırımın gerçekleşmemesi için kulis yapılması, eğer doğruysa, kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Özellikle şehrin ticaretine ve sanayisine yön veren kurumlarda görev yapanların böyle bir tutum yerine çözümün parçası olması beklenir.
Burdur’un geleceği birkaç kişinin hesabından, siyasi rekabetten veya kurumsal çekişmelerden çok daha değerlidir.
Bu şehir hepimizin. Çocuklarımızın geleceği de hepimizin ortak sorumluluğudur.
Öyleyse yapılması gereken bellidir: Bilim koleji projesinin önünü açmak, varsa sorunlarını çözmek ve Burdur’a kazandırılabilecek bir eğitim yatırımını ortak akılla değerlendirmek.
Çünkü Burdur’un ihtiyacı yeni engeller değil, yeni fırsatlardır. Ve bu şehrin geleceğine katkı sunma iddiasında olan herkesin görevi, o fırsatların önünü açmaktır.

Serkan Şimşek
Genel Yayın Yönetmeni
Haberi Paylaş
Serkan Şimşek — diğer yazıları
BURDUR’A TIP FAKÜLTESİ BİR GÜNDE GELMEDİ: BAYRAM ÖZÇELİK’İN YILLARA YAYILAN TAKİBİNİ HATIRLAMAK GEREKİR
22 Ekim 2026
Özboyacı’nın Ankara trafiği ve Vali Bilgihan’ın sessizliği… Burdur’da kriz nasıl geride bırakıldı?
16 Eylül 2026
Siyasette eleştiri önemlidir ama !
11 Eylül 2026
Sokağın sesi tüm planların üzerinde !
2 Eylül 2026